halılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
halılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2011 Pazar

Milas Halılarının Motif Ve Renk Özellikleri


Milas halılarının motifleri XVIII. yy. ortalarından başlayarak çeşitli yöre halılarının etkisinde kalmıştır. İlk etki Gördes seccadelerinden gelmiş XIX yy.'a değin sürmüştür. Bu özellikle su ve eğme motiflerinde belirgindir. Bunu XIX yy.'da Bergama ve Mucur halılarının etkisi izler. Bu dönemde, halının motif bölümü daralır, bordur genişler. Hemen hemen aynı süreçten geçen Gereme ve Karacahisar halıları, daha çok dokumalarıyla ayrılır. Gereme halıları seyrek, Karacahisar halılarıysa sık düğümlüdür.   Gereme halıları   seccade  olarak  da  anılmaktadır.  
Çeşitli  etkilerin görülmesine karşın Milas halıları, geniş bordürleri, atkı ve çözgü ipliklerinin yün oluşu, kilim motiflerini andıran stilize hayvan ve bitki motifleri, göbeği çevreleyen iki dikdörtgen ve sık rastlanan mat al, sarı, sarı-yeşil, turuncu ve canlı mavi renkleri vb.  özellikleriyle  tanınmıştır. Karacahisar  halılarında  bu  özellikler  daha  önce görülmüşse de XIX yy.'da belirginleşmiştir. Zeminde koyu şeftali kırmızısı,   bordürlerde sarı ve yeşil hakimdir. En belirgin özelliği bordur zemininde görülen parlak sarı renklerdir. 1896'da köyde atölye kurulması ve pazara yönelik üretimin başlamasıyla halıların niteliğinde önemli değişiklikler olmuştur. Milas'ta başlayan bu gelişme, öbür ilçelerde de etkisini göstermiştir. Kök boyaların yerini yapay boyalar, fonda kullanılan çeşitli renklerin yerini ise al (kırmızı) almıştır. Sadece al’ın kullanıldığı fon, giderek Karacahisar halılarının başlıca özelliği olmuştur.  
1954'te  120 tezgahın çalıştığı köyde,  yalnız birkaç  ev kök boya ve  doğal  renkler kullanmaktaydı. Gereme’de   geleneksel   gereçlere  bağlı   kalınmış,  daha çok kök   boyalar kullanılmıştır. Ayrıca,  mihrap,  geometrik  motifler, sarının  çok kullanılması ve seccade tipinde olmaları, Gereme   ve   köylerinde  dokunan  halıların  başlıca özellikleridir. Gereme köylerinden Bozaları başta olmak üzere, İkizköy, Yeniköy, Pınar ve Türkevleri'nde  "ehram",  "alaca"  gibi  adlar  alan  battaniyeler  de dokunmaktadır.


Milas Halılarının Teknik Özellikleri :
KALİTESİ                                                                :           26*40
l dm 'DEKİ ÇÖZGÜ                                                   :           26
l dm 'DEKİ ATKT                                                      :           40
dm² 'DEKİ İLME SAYISI                                           :           1,040
DÜĞÜM TARZI                                                        :           TÜRK (ÇİFT)
İLME İPLİĞİ                                                            :           (YÜN) NUMARASI 2,5/2
ÇÖZGÜ İPLİĞİ YÜN NUMARASI PAMK.NE.             :           4/3 YÜN
ATKI İPLİĞİ YÜN NM. ALT ATKI (Kalın)                   :           4/2 YÜN
ATKI İPLİĞİ PAMUK NE. ÜST ATKI (İnce)                 :           4/2 YÜN
HAV YÜKSEKLİĞİ                                                     :             7-8
MALZEME SARPİYATI                                               :         
İLME                                                                         :           3.800
ÇÖZGÜ                                                                     :           0.800
ATKI                                                                         :           0.800

8 Eylül 2011 Perşembe

Örnek Halı


           "Yakın tarihe bakıldığında; Türkiye'de, sanayi devrimi ve bazı etmenler sonucu, geleneksel üretimin biçiminin değişime uğradığı, yeni teknikler uygulayan üretim birimlerinin oluştuğu, bu birbirinden değişik ortamların da geleneksel üretim türlerini etkilediği dikkati çekmektedir. Ayırıcı bir gözle bakıldığında, söz konusu etkinin 19.yüzyılın son çeyreğinden itibaren halılarda hazır desen, boyama malzemesi ve boyama türü, dokuma malzemesi ve hazırlığı, makine üretimi gibi çok değişik şekilde yansıdığı görülmektedir. 19.yüzyıl öncesinde doğal boyarmaddelerle, sınırlı renklerde boyanmış ipliklerle dokunan halılar, yeni buluşlarla geliştirilen
yapay boyarmaddelerle boyanan ipliklerle üretilmeye, kağıda hazırlanmış desen geleneği olmayan Türk halıcılığında kağıt üzerine desen uygulamasına başlanmıştır. Makine ipliği ve yapay boyarmaddeler kullanıma sunulmadan önce, el emeği ile iğ, kirman gibi araçlarla hazırlanan yün iplikler, cehri, boyalık otu, ceviz, palamut gibi sayısı yüzleri bulan boya bitkileri ile boyanıp, halı dokumada kullanılırken, Türkiye'de halıcılık geleneğinde, hammadde hazırlık aşamasında, yüzyılların deneyimi ile oluşmuş geleneksel değerler bulunmaktaydı. Yine tasarımcı anlayışı ile desen hazırlama geleneği olmayan bölgesel halı üretiminde, ülke genelinde, çeyizlik halı geleneğinin ürünü olarak, toplumun ortak değerleri ile olgunlaşıp gelişen zengin bir koleksiyon ortaya çıkmış ve bu anlamda üretilen halı örneklerinden, kızgördes, kızbergama, kömürcükula gibi her yörenin kendine özgü halı tipleri oluşmuştur. Bazı yörelerde dokunan halılarda kullanılan desenler, Taşpınar örnek halısında olduğu gibi örnek halı denilen bir halıda toplanmıştır.

31 Ağustos 2011 Çarşamba

Bergama'da Halıcılığın Tarihsel Gelişimi


Halı dokuyuculuğunun Anadolu'da eski bir gelenek olduğu bilinmektedir. Geleneğe bağlı üretilen halılar zaman içinde gelişerek ve değişerek günümüze kadar gelebilmiştir. Bu süreçte halıcılık alanında yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda da halılar dokundukları yörelerin isimleri ile adlandırılmış ve böylece halıları tanımlamada bir sınıflandırma getirilmiştir. Batı Anadolu'da da, aralarında Bergama'nın da bulunduğu birçok ünlü halıcılık merkezi vardır.

Bergama yöresinde, geçim kaynaklarının kısıtlı olması, hem kadının hem de erkeğin beraber çalışmasını zorunlu kılmıştır. Konargöçer yaşam tarzını benimsemiş yörüklerden oluşan halkın, yaz ve kış aylarında yaşam alanlarını iklime uygun yerlerde seçmeleri, dolayısıyla yaşam şartlarının ağır olması, günlük kullanımdaki

25 Ağustos 2011 Perşembe

Bergama Hakkında Bilgi


îdari açıdan İzmir'e bağlı bir ilçe olan Bergama, Ege bölgesinin kuzeyinde, Bakırçay Havzasında kurulmuş eski bir uygarlık merkezidir. Bergama ilçesini kuzeydoğuda Turanlı bucağı, kuzeybatıda Kozak bucağı, batıda Dikili ilçesi, güneydoğuda Kınık ilçesi ve güneybatıda Zeytindağ bucağı çevrelemektedir. İzmir il merkezine uzaklığı 107 km. olan Bergama'nın, Merkez bucağı, Göçbeyli, Yukarıbey (Kozak), Dereköy, îsmailli, Zeytindağ olmak üzere 6 bucağı ve 116 köyü bulunmaktadır.1 2000 genel nüfus sayımına göre ilçenin toplam nüfusu 106536'dır. Bu nüfusun 52173'ü şehir merkezinde, 54363'ü köylerde yaşamaktadır.2
Bergama'nın, sahip olduğu bazı Neolitik buluntulardan3 tarih öncesinden beri insanların yaşadığı bir yer olduğu bilinmektedir. Bergama özellikle M.Ö. îkinci yüzyılda Toros Dağlarına kadar bir bölgede egemenliğini sürdüren ve kendi adıyla anılan Bergama Krallığı'nın merkezi olmuştur.
Uzun yıllar Bizans İmparatorluğu'nun egemenliğinde kalan Bergama'ya 1300'lü yılların başından itibaren yavaş yavaş Türkler yerleşmeye başlamıştır. Böylece kentin bir bölüm halkı Bizans İmparatorluğu'nun başka yerlerine göçmüş ve Bergama giderek terkedilmiştir. Anadolu Selçuklu Devleti kurulduğunda Bergama idari açıdan henüz Bizans'ın elindedir; Türk topraklarına kesin olarak katılmamış olmasına rağmen, çevresindeki bölgeler Türk beylerinin egemenliğinde olduğundan, Bizans'ın güdümünden çok uzaktır. Tarihi kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Haçlı seferleri ile Bizans'ın Batı Anadolu'ya yeniden yerleştiği bir dönemin ardından Anadolu'da Beylikler Dönemi başladığında, Bergama önce Menteşe Beyliği tarafından ele geçirilir ve Menteşelilerin elinde çok az kalarak 14. yüzyılın ilk yıllarında (Karasi Beyliğinin kurulduğu 1306 yılından hemen sonra) Karasiler tarafından alınır. Karasi Beyliği idaresinde olan Bergama, Bergama emirinin ölümünden sonra (1341) Bergama Osmanlıların eline geçer. 16.y.y.'dan 19.y.y. ortalarına kadar olan bir dönemde Bergama'ya bağlı nahiyelerin farklı yönetimlere bağlanması sonucu bölgede idari açıdan bir bölünme görülmektedir. 1880 yılında yapılan yeni bir idari değişiklik ile İzmir'e bağlanan Bergama kazasının, Nefs-i Bergama (Merkez), Ilıca-ı Bergama (Turanlı), Nevahi-i Bergama (Kınık), Kiliseköy (Reşadiye - Zeytindağ), Ayazmend (Altınova), Kozak, Dikili, Çandarlı olmak üzere, idari bölünüşü Cumhuriyet dönemine kadar bazı değişiklikler dışında aynen korunmuştur. Cumhuriyet döneminde Bergama'ya bağlı bulunan yerlerin bazılarında sadece isim değişiklikleri yapılmış, ancak Bergama ve çevresi hep "Bergama" olarak anılmıştır.
Bergama ve çevresinde çoğunlukla konar-göçer yaşam tarzını benimsemiş yörükler yaşamaktadır. Dolayısıyla kaynaklardan edinilen bilgilere göre; 16. yüzyılda Bergama civarında Bayat, Kayı, Döğer, Dodurga, Avşar, Beğ-dili, Karkın, Bayındır, Salur, Eymür, Yüreğir, İğdir ve Kınık Yörükleri bulunmaktadır.4
1864 yılından itibaren Saruhan yönetimine bağlı bulunan oymakların ya yerleşmiş ya da yerleşmek üzere oldukları görülmektedir. Bu bölgede aşiretler genellikle Yunt Dağı ve Nif'e (Mustafa Kemal Paşa) yerleşmiş veya yerleştirilmişlerdir. 1864-73 yılları arasında yerleşmiş veya yerleşmek üzere olan oymakların sayısı ise 39'dur. 1858-64 yılları arasında Balıkesir bölgesinde (Edremit, Bergama) yaşayan aşiretler 40'a yakın yerde köy oluşturmak üzere iskân mahalleri kurmuşlardır. Karasi bölgesindeki aşiretlerin en ileri gelenleri Akçakoyunlu, Burhanlı, Caferli, Çepni, Hardal, Karakeçili, Kılaz, Kubaş, Söğütlü, Yaycı (Yağcı) Bedir aşiretleridir. Bunlar, köyler oluşturacak şekilde ayrılarak Karasi bölgesine yayılmışlardır. Karakeçili aşiretinin bir kısmı Saruhan ve Hüdavendigar vilayetleri ile diğer sakin oldukları yerlerde dağınık olarak iskân edilmişlerdir. Bütün bu aşiretler Edremit'in kuzeyinden doğusuna ve güney batısından doğuya doğru uzanan Musluk, Kazdağı, Atkayası, Hisardağı, Eybek Dağı yamaçlarında yurt tutmuşlardır.6 Buna göre Çepniler: Pınarköy, Yalnızev, Narlıca, Sarıdere, Büyükoba; Hardal: Hasanağa, Merdivenli; Dericili: Tekkedere, Çalıbahçe, Bahçedere, Öküzköy; Kağan: Katıralan, Kıtyayla, Uzunburun, Tilkitepe; Çaparlı: Örlemiş, Kızıltepe, Kilimalanı;
Karakocalı: Necikler; Yağcıbedir: Kocaoba, Kıroba, Samanlık, Yenice, Çağlan, Çakırlar, Yanıgöde; Kılaz: Mezarardı, Kıranlı, Çamoba, Durmuşlar; Harmanlı: Menemen tarafında; Karakeçili: Çaltıkoru'ya yerleşmişlerdir. Ayrıca 1864 yılından itibaren yerleştirilen yörük aşiretlerinin dışında, Bergama bölgesinde bu tarihten önce yerleşmiş Tahtacı Türkmen, Kızılkeçili, Kaşıkçı, İnceoğlan-Gaylan gibi aşiretler bulunmaktadır.
Cumhuriyet döneminde, 24 Nisan 1924 tarihli 491 sayılı Teşkilat-ı Esasiye Kanununa göre, Anadolu'daki sancaklar vilayet adını almış, İzmir Merkez Sancağı da İzmir Vilayeti haline getirilmiştir. Vilayete Bayındır, Bergama, Çeşme, Foça, Karaburun, Kemalpaşa, Kuşadası, Menemen, Ödemiş, Seferihisar, Tire ve Urla olmak üzere 12 ilçe, 28 bucak, 709 köy bağlanmıştır. Bergama 19.yüzyıldan beri sahip olduğu 7 nahiyesini aynen korumuştur. 1928 yılından sonra kazanın idari taksimatı tekrar değişmeye başlamış, Dikili Bergama'dan ayrılarak kaza olmuş, Çandarlı da Dikili'ye bağlanmıştır. 1940 yılında ise Kınık bucağı kaza olmuş ve bugünkü idari yapıya ulaşılmıştır. Bugün Bergama'nın, Merkez bucağı, Göçbeyli, Yukarıbey (Kozak), Dereköy, İsmailli, Zeytindağ olmak üzere 6 bucağı ve 116 köyü bulunmaktadır.7
7 Gözde Emekli; a.g.e., s.61.



Bergama'nın ana geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Tarım ürünlerinin çoğu İzmir'e satılmış, bazen de Avrupa'ya ihraç edilmiştir. Cumhuriyetin ilk yıllarında tarımsal faaliyetlere yardımcı olmak, ek gelir sağlamak ve taşımacılıkta kullanmak amacıyla büyük baş hayvan beslenmiştir. Bergama'da büyük baş hayvan yetiştiriciliğinin yanı sıra sürü hayvancılığı da yapılmış, koyun yetiştiriciliği oldukça ilerlemiştir. Koyun sürüleri yörede önemli bir yere sahiptir ve Midilli ile Dağlıç Bergama yöresinin en önemli koyun cinsleridir. Yunt ve Kozak yaylasındaki dağlarda ise önemli sayılabilecek miktarda keçi bulunmaktadır. Ticari olarak satışlarının da yapıldığı Bergama'da hayvan yetiştiriciliğindeki amaç, aynı zamanda hayvansal ürünlerden de yararlanmaktır. Bu sebeple hayvanların etinden, sütünden ve yünlerinden de yararlanılmıştır. 1939 yılına ait bir kaynaktan Bergama'da yılda 95-120 bin kilo arası yapağı ve yün, 30-40 bin kilo arası keçi kılı tüketildiği ve bunların özellikle yöre dokumacılığında kullanıldığı öğrenilmektedir.8 Bergama'da hayvan yetiştiriciliğinin günümüzde de fazla değişmediği, hayvancılık faaliyetleri açısından en uygun ve en gelişmiş yöresini oluşturan Kozak ve çevresinde büyük baş hayvancılık faaliyetlerinin yaygın olduğu görülmektedir. Küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ise yaylalardan daha fazla yararlanmayı gerektirdiğinden yörede daha az yapılmaktadır.9

19 Ağustos 2011 Cuma

BEYŞEHİR HALILARI


1905 yılı için halının başlangıç tarihi diyebiliriz. Bizim konumuz olan Beyşehir halıları da bundan 25 yıl sonra yani 21930 yılında Beyşehir Eşrefoğlu Camiinde Rief Stahl tarafından bulunmuştur. Bu yerde Konya’nın güneydoğusunda, Beyşehir Gölü kıyısında bir yerdir. Beyşehir Eşrefoğlu Camiinde b bulunan halılar 4 parçadır.
Bu 4 halı parçasını kısaca inceleyecek olursak;
1. Halı: Konya halılarından birinin çok benzeridir. Diğer ikisi ya yüzyılın sonunda ya da 14. yüzyılın ilk yarısından Selçuklu Döneminden kalma olduğu düşünülmektedir.
4. halı: 15. yüzyıldan kalmadır.
Bu inceleyeceğimiz halılarda baklama deseninin değişik şekillerini göreceğiz.
Beyşehir Eşrefoğlu Camiinde bulunan halılardan Selçuklu Dönemine giren ikisi Konya’da, Mevlana Müzesinde bulunmaktadır. 170cm x 254 cm boyutlu olanı 3 mayıs 1932’de getirilmiştir. Bu halıda koyu mavi zeminde, açık mavi iki tarafından çengeller çıkan baklavaların sonsuz sıralanışı gösteriliyor.
Bunların ortalarında kırmızı, koyu mavi veya sarı yıldızlar vardır. Bu yıldızların göbeklerinde ise zıt renkler kullanılarak kare veya baklavalar görülmektedir. Çengeller arası boşluklar ise kırmızı, açık mavi, sarı benekli birer baklavalarla doldurulmuştur.
Şimdi bu halıların desenine dikkat edin.
Bu halının deseninde gördüğünüz baklavanın iki ucundan çıkan çengel görünümündeki desen örneği Londra’da Ceylon Tea Center isimli çay kutularında amblem olarak kullanılmıştır. Bu desende Koç Boynuzuna benzemektedir.  Bu motif daha sonraları da 18. yüzyılda Anadolu halı ve seccadelerinde yaşatılmıştır. Bu motifi ince sütunlarla ayrılmış 3 mihraplı Ladik seccadesinin bordüründe görebiliyoruz.
Bir başka halıya geçecek olursak, 49 cm x 116 cm boyutu, çok küçük bir parça olan diğer Selçuklu halısında ise Konya halısında gördüğümüz örneği renk farkı ile tekrarlamaktadır. İkisini inceleyip karşılaştıracak olursak, oradaki 8 köşeli çifte yıldızlardan sadece kenarlar kalmıştır. Bunları birleştiren kancalı şeritler ise iyice belli olmuştur. Bu motifler 13. yüzyıl sonu Beyşehir Selçuklu halısındaki motiflere bire bir benzemektedir. Dar bordürde ise Kufi harflerden bir desen hazırlanıp sıralanmıştır.
Bir diğer halı ise Beyşehir Selçuklu halısının parçasıdır. Halının tamamı 260 cm x 500 cm’dir. Konya’ya getirildiği zaman kayıptı ve sadece Rief Stahl’in yayınlamış olduğu resimlerden biliniyordu. Bir makalesinde bunun 5 m uzunluktaki büyük halıdan kalma bir parça olduğu yazıyordu. Birçok halıda karşımıza çıkan iki ucunda çengel olan baklava motifinin Bizans kumaşlarından alındığını, fakat sistem olarak farklı zemine uygulandığından Türk karakteri kazandığını söylemektedir.
Koyu mavi üzerine açık mavi üsluplanmıştır. Beyaz konturlu, köşeli bir çiçek motifi sağlı sollu ilk burada kullanılmıştır. Uçları kancalı çiçekler içinden, küçük saplı, köşeli tomurcuklar sarkmaktadır.
Geniş Bordür ise patlıcan renginde bir zemine koyu mavi olarak eli belinde ve kufi desenler kullanılarak kombine edilmiştir.
Dar bordürde ise kızıl kahve üzerine açık sarı kufiler görülmektedir.
Şimdi bahsettiğim, halının küçük parçasıydı. Büyük parça ise geçen yıllarda Londra’da bir koleksiyonda meydana çıkmış ve 1978’de renkli olarak yayınlanmıştır. Boyutu 207 cm x 185 cm’dir.
Argaçlar (çözgü) :  Beyaz ve açık kahverengi, tabii yünden.
Arışlar ise (atkı)  :  Kızıl kahverengi olup Gördes (Türk düğümü) sayılmış.
5 m uzunluktaki halıdan burada yalnız 2 m’si vardır. Dikkati çeken çiçek motifleri geometrik bir özellik kazanmıştır. Burada da koyu mavi üzerine açık mavi olarak köşeli çiçek motifleri bir sağa bir sola olarak ilk burada ortaya çıkmaktadır.
Halının tam genişliği 260 cm, bordür ise 63 cm’dir. Yayınlarda açık mavi üzerine, koyu mavi olarak gösterilen geniş bordür, kızıl patlıcanı üzerine koyu mavi olarak eli belinde motifleriyle zenginleştirilmiştir. Dar bordür ise açık sarı üzerine, kızıl kahverengi kufi harflerden motifler bulunmaktadır.
5 metre denilen bu halının boyuna ne Konya ne de Selçuklu halılarının hiçbiri ulaşmadı. Bu 5 metre uzunluğundaki Eşrefoğlu Camiinde bulunan halı için bir kanıya varılmaktadır. Eşrefoğlu Camiinin tamamlanma ve açılış tarihi olan 1298’den sonra tarihlendirilmektedir. O zaman bu halı 13. yüzyıla ait sonucu çıkmaktadır.
Bu halıyı Wachington’da bir müzenin direktörüne satmaya kalkmışlar, tam alacakları sırada kayıp olan Beyşehir Selçuklu halısının ta kendisi olduğu öğrenilmiş, müdür de almaktan vazgeçmiş.